29°C
BURSA HAVA DURUMU29°C Parçalı Bulutlu
BİZE ULAŞIN 02244416646

Bizden Haberler

ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ BURSA ŞUBESİ

‘İtiraf ediyorum; örgüt için yüzlerce semahçı yetiştirdim’

- +
‘İtiraf ediyorum; örgüt için yüzlerce semahçı yetiştirdim’

Geçtiğimiz hafta gözaltına alınan ve tutuklama kararı çıkarılarak Malatya Cezaevi’ne götürülen eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir yaşadığı hukuksuzluğu anlattığı bir mektup gönderdi. 

KHK ile işinden ihraç edilen eski PSAKD İstanbul Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir geçtiğimiz hafta sabahın erken saatlerinde evine yapılan baskınla gözaltına alınmıştı. Malatya Adliyesi’ne götürülerek hakim tarafından ifadesi alındıktan sonra adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Ardından da daha Malatya Adliyesi’nde kimliğini almak için beklerken savcılık tarafından tekrar tutuklama kararı çıkarılarak hakim karşına çıkarılmış ve daha sonra Malatya Cezaevi’ne götürülmüştü.

Tutuklanarak Malatya Cezaevi’ne götürülen Songül Tunçdemir yaşadığı sürece ve karşılaştığı hukuksuzluğa dikkat çekmek için dostlarına mektup gönderdi.

“HIZIR’I HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK YÜREĞİMDE HİSSETTİM”

Mektubuna bu zor süreçte kendisini yalnız bırakmadıkları için teşekkür ederek başlayan Tunçdemir, “Hızır ayının içinden geçerken darda, zorda olanların imdadına yetişen Hızır’ı her zamankinden daha fazla yüreğimde hissettim. Bu yıl Hızır’ı her zamankinden daha çok çağırdım. Hızır’ı sadece kendim için değil haksızlığa uğrayan tüm canlar için çağırdım.” dedi.

12 Şubat 2019 Salı günü sabah saat 5:25 de evine ani polis baskını yapılarak gözaltına alındığını hatırlatan Tunçdemir, tutuklanma sürecini, yaşadığı hukuksuzlukları ve kendisine yönelik yapılan suçlamaları mektubunda şöyle aktardı:

“Malatya Cumhuriyet Savcılığı hakkımda yakalama kararı çıkarmış. İki gün Yakacık Karakolu’nda bekletildikten sonra Malatya TEM’e getirildim. İlk ifadem burada alındı.  Ben iki buçuk yıl öncesine kadar Maltepe’de yaşıyordum. Dört dönem Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nde Malatya şube başkanlığını yaptım. Suçlamalar o dönemle ilgili. Facebook hesabımdan suç unsurları çıkarmak için epey bir çaba sarf edilmiş. Benim ‘Hurşit Külter nerede?’ paylaşımım, başkalarının paylaşımına attığım 4 beğeni ve bana bol bol yapılan ama onaylamadığım etiketlemeler.

En büyük suçlamalardan biri de başkanlığını yaptığım Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya şubesinin de içinde bulunduğu Malatya Emek ve Demokrasi Platformu’nun eylemlerine katılmak. Bunu yaparken de her kurumun kendi renkleri ile katıldığı elimde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği flamaları taşımama rağmen taşımadığım flama, pankart, fotoğraflar, dövizler ve atmadığım sloganlar için örgüt üyesi olmakla suçlanıyorum.”

“YAŞANAN BU DURUM SKANDAL VE BİNDE BİR YAŞANILAN BİR DURUM”

Daha önce Eğitim-Sen Malatya Şube Başkanlığı yapmış öğretmen arkadaşı ile birlikte eş zamanlı olarak gözaltına alındıklarını ve bir gün sonra savcılığa götürüldüklerini  belirten Tunçdemir, şöyle devam etti:

“Cumhuriyet Savcısı dosyaları inceledikten sonra bizi tutuklama talebiyle hakime sevk etti. Hakim dosyamızı inceleyip bizi tekrar dinledi ve denetimli olmak kaydıyla serbest bıraktı. Çıkmak için kimliklerimizin getirmesini beklerken savcının alınan karara itiraz edip jet hızıyla yakalatma kararı çıkardığını öğrendik. Adliyeden çıkmadan tekrar gözaltına alınıp yine jet hızıyla bir üst mahkeme hakiminin karşısına çıkarılıp tutuklandık. Skandal olmasının yanında binde bir yaşanan bir durum bu. Bunu tarih bir kenara yazacak.”

YER OLMADIĞI İÇİN ADLİ SUÇLULARLA AYNI KOĞUŞTU

Tutuklu yargılama sürecinin başladığını mektubunda dile getiren Tunçdemir, cezaevi koşullarını şöyle ifade etti:

“Burada siyasi kadın tutsaklar için koğuş olmadığından adli suçlular ile aynı koğuşta kalıyorum.Yakın bir zamanda da Elazığ Kapalı Kadın Cezaevi’ne gönderilebilirim. Adli suçluların bulunduğu koğuşu bir cümle ile değerlendirecek olursam şunu söyleyebilirim: Bu ülkede suçu değil de suçluları öldürüyorlar. Bu koğuş bu yataklar daha çok tutsaklar görecektir. Ta ki asıl meselenin suçlular olmadığı öğrenilene kadar.”

“ÜYE OLDUĞUM ÖRGÜTE YÜZLERCE SEMAHÇI YETİŞTİRDİM”

Daha önceleri çokça gördüğü, duyduğu ama yaşamadığı pek çok şeyi son bir hafta içinde yaşadığını kaydeden Tunçdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“TEM yeleği giyinmiş, kadın polisin kolunda kolları kelepçeli bir şekilde Malatya Adliye Sarayı’nın merdivenlerinden indirilirken yüzüme patlayan flaşlar da gördüm. Bir insan nasıl örgüt elemanı yapılır. Her şey o kadar inandırıcı ki neredeyse ben bile inanacağım bu kurguya. Evet itiraf ediyorum. Ben bir örgüt elemanıyım. Bu örgüt için yüzlerce semahçı yetiştirdim, bu örgüt için onlarca basın açıklaması yaptım ve bu örgüt için binlerce kilometre yol kat ettim. Sivas’a gittim, Maraş’a gittim, Çorum’a gittim oralarda katledilen canlarımızı andım. Banaz’a gidip Pir Sultan’ı andım Hacıbektaş’a gittim niyaz ettim. Toplantılara katıldım. Hatta hiçbir toplantı kaçırmadım. Evet sevgili dostlar bunu herkes biliyor aslında. Ben Pir Sultan Abdal örgütünün çok radikal bir üyesiyim. O kadar radikalim ki ülkemizdeki her türlü ayrımcılık ortadan kalkana kadar olanca enerjisini bunun için mücadele etmeye odaklamış bir örgüt elemanıyım.”

“ADALET HERKESE LAZIM”

Çok haksızlıklar gördüklerini yine de kimseye kin tutmadıklarını mektubunda vurgulayan Tunçdemir, Adaletin herkese bir gün lazım olacağını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Biz yine de iftiralarla, kurgularla, yalanlarla, hayatımızı karartmaya çalışanlara inat hak ve hakikatin gücüyle birleşip bütün haksızlıkların karşısında olmaya devam edelim. Elbet bir gün iyiliğin, doğruluğun, güzelliğin, kazanacağı günler gelecektir. Ve kimse unutmasın ki adalet herkese lazım. Şimdi taşıdığın rütbe, bulunduğun makam seni güç sahibi yapabilir. Ve adalet gibi bir kaygın olmayabilir. Bu yüzden Adalet Sarayı diye adlandırdığımız yerlerde adil kararlar verilmiyor olabilir. Terazinin ibresinin bozulması, bunu yaratanların da sorunu haline gelecektir. Bunu hiçbir zaman unutmamak gerekir. Gayemiz kimse ezilmesin tüm farklılıklara rağmen herkes barış ve kardeşlik içinde yaşasın. En kısa zamanda görüşeceğiz. Zafer hak ve hakikat mücadelesi verenlerin olsun.”