Gericiliğe Karşı Laik Eğitim-

Gericiliğe Karşı Laik Eğitim-

Bursa Alevi Dernekler Platformu  üyeleri ve STK’lar tarafından Ülkemizde iktidar kaynaklı laiklik karşıtı eylemler ve illegal faaliyetlerle palazlanan sözde Sivil Toplum Kurumları tarafından yapılanlar ve Maraş Terolar Köyünde yapılacak Mülteci Kampına yönelik Fomara meydanında Basın açıklaması yapıldı.

Platform adına açıklama yapan A.K.D.Bursa Şube Başk.Hüseyin KALKAN sözlerine şöyle devam etti.  ”Ülkemizin içinde bulunduğu huzur ortamı her gün daha da bozulmakta ve hiç kimse kendini güvende hissetmemektedir. Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşları olarak güvenliğimiz ile ilgili haberleri yabancı ülke basınından takip eder olduk. Onlarca insanımızın öldüğü bombalı saldırılarda yetkililer sorumluluklarının gereğini yapmak yerine adeta vatandaşlarla dalga geçercesine saldırıları kınamakla yetiniyorlar. Bu da yetmezmiş gibi ülkemizin güvenliğini daha da kötüye götürecek uygulamalarla ülkemizi adeta bir bataklığa sürüklemektedirler dedi.

                             “Dervişin fikri neyse, zikri odur”

Konuşmasını sürdüren KALKAN sözde Müslüman geçinen, kendisini insandan sayma gafletinde bulunan bazı yaratıklar, geleceğimiz olan çocuklarımızın hayatlarını sapkınca düşünce ve davranışları ile karartmaktadır. “Dervişin fikri neyse, zikri odur” misali yıllarca bizlere olmadık iftiralarda bulunanlar, bugün artık kendi fikri sapkınlıklarını gizleyemez olmuştur. İktidar sahiplerinin cansiperane bir şekilde savunduğu Ensar vakfında erkek çocuklarına yönelik yapılan cinsel istismar kadar kötü olan bir şey varsa o da bu sapkınlığa sessiz kalmak, daha da kötüsü hala bu kurumu savunmaya devam etmektir.

Ensar vakfında yaşanan olay bir insanlık ayıbıdır. Buna itiraz etmek için o dinden veya bu dinden, o ırktan veya bu ırktan olmak gerekmez. Bunun için insan olmak yeterlidir. Başka birileri tarafından yapılsa şimdiye kadar söylenmedik söz, yapılmadık hakaret bırakmayacak kişilerin böylesine bir konuda sessiz kalmaları, en basit anlamı ile kendi fikir ve düşüncelerini ifşa etmiş olmaktan başka bir şey değildir .Ayrıca Mersin Milli Eğitim Müdürlüğünün Diyanet ile yaptığı protokolle çocukların haftada bir gün camilerde eğitim yapması kabul edilemez bir uygulama olacaktır. Mevcut eğitim sistemi dahi insanların din ve vicdan özgürlüğünü kısıtlarken böyle bir uygulama Din ve mezhep ekseninde insanları ayrıştıracaktır. Bu ülkede her dinden ve inançtan insan yaşamaktadır. Devletin görevi bu insanların inançlarını özgürce ve huzur içinde yaşamaları için gerekli ortamı sağlamaktır. Yoksa insanları bir dinin bir mezhebini benimsemeye zorlayarak asimile etmek değildir. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı ve bağlı birimleri ile Diyanet İşleri Başkanlığı ve bağlı birimleri arasında eğitime yönelik yapılan tüm protokollerin derhal iptal edilerek okullarımızda laik ve bilimsel eğitimin yapılabilmesi için gerekli adımlar atılmalıdır.dedi

Sözlerine Devam eden Kalkan Bu günlerde dünya gündemini meşgul eden bir de Mülteci sorunu var. Mülteci sorunu sadece Türkiye’nin değil bütün dünyanın sorunudur. Bu sorundan genelde dünyayı, özelde de Avrupa’yı kurtarmak için yapılan pazarlıklar insanlık ayıbıdır. Batılı ülkelerin kendi ekonomik çıkarları uğruna kan gölüne çevirdikleri ülkelerinden kaçmak zorunda kalan insanların esir hayatı yaşamaya mecbur edilmesi ve bu durumun taraflarından olmak utanç vericidir. Bu sorunun gerçekçi tek çözümü vardır, o da bu ülkeleri kan gölüne döndürenlerin buralardan ellerini çekmeleridir. Mülteci sorununun para karşılığında ülkemizin üzerine yıkılmış olması, ülkemizin toprak bütünlüğü içinde bir tehdittir. Gün geçmiyor ki hükümetin din ve mezhep eksenli bir uygulaması ile karşılaşmayalım. AKP iktidarı mülteci kampları konusunda da din ve mezhep eksenli uygulamalarını devam ettirmektedir. Kahraman Maraş’ın Pazarcık ilçesinde Alevi köylerinin ortasına kurulmak istenen mülteci kampı da bunlardan biridir. Bütün failleri bilinmesine rağmen, 38 yıldır hala hiçbir faili cezalandırılmamış, insanlığın ve ülkemizin kanayan yarası olan Maraş katliamı hafızalarda tazeliğini korurken böyle bir uygulama insanları doğal olarak tedirgin etmekte ve tepkilere neden olmaktadır. Tecrübeler göstermektedir ki bu tip kamplar cihatçı grupların yuvalandığı mekânlar olmaktadır. Böyle bir durumda, bu kamplara sızacak sapkın düşünceli IŞİD militanlarının civardaki Alevi köylerinde yaşayan vatandaşlara yönelik şiddet eylemlerinde bulunacakları asla göz ardı edilmemesi gereken bir konudur.

Bu gerçeğin farkında olan yöre halkı tarafından istenmeyen, görünürde mülteci ama aslında IŞİD kampı olacak bu kampın kurulma planının derhal iptal edilmesi gerekmektedir. Özellikle son zamanlarda ülkemizde yaşanan güvenlik zafiyetleri de dikkate alındığında, toplumsal huzur bakımından bu elzemdir.dedi açıklamaya katılanlar olaysız bir şekilde dağıldı

 

Etiketler