10°C
BURSA HAVA DURUMU10°C Parçalı Bulutlu
BİZE ULAŞIN 02244416646

Soru Cevap

- +

İslamiyet’ten Önce Türkler Hangi İnanca İnanıyordu? 1

Türkler, İslamiyet ile İslamiyet’in doğuşundan yaklaşık 300 yıl sonra tanıştılar. İslamiyet’ten önce değişik inançlara mensuptular. Bir kısmı; Musevi, bir kısmı Hıristiyan iken diğerleri ise; Budist, Mani ve Şaman inancına inanıyorlardı.
Bugün bile o tarihten kalan bir özellik sonucu, Hazar Türkleri Museviliğe, Gagauz Türkleri Hıristiyanlığa, Uygur TürkleriBudizme, Mani dinine inanırken, AltaylardakiTürklerŞamanizme inanıyor.
İslamiyet’in Türklerle tanıştığı yıllar aynı zamanda Ahmet Yesevi’nin yaşadığı ve inancını yaydığı yıllardı. AhmetYesevi, hocasıYusuf Hemedani’nin yolunda Sufi, tasavvufi inançlar doğrultusunda çevresini irşat etmeye çalışıyordu. Bu inanç O’ndan sonra yol eri Lokman Parende ve HacıBektaş Veli eli ile devam etti.
Ahmet Yesevi’nin İslam’ı yorumlama tarzı temeli insan sevgisine dayalı, eşitlikçi, özgürlükçü bölüşümcü bir anlayışı ifade ediyordu. O inancın temeline insanı ve insanı sevmeyi, saymayı, ona hizmet etmeyi koymuştur.
Araplar’ın İslamiyeti yorum tarzı çok farklı idi. Arap egemenliği, kibiri egemendi. Arap olmayanlar ikinci sınıf müslümandı. Birinci sınıf müslüman, hakiki müslüman Arap olanlardı.

Alevilik Anadolu’ya Nasıl Geldi? 2

Ahmet Yesevi, Aleviler arasında; “Piri Türkistan”, “Piri Horasani”, “Doksan DokuzBin Gaip Erenlerin Piri” v.s. olarak anılan bir kişiliktir. AhmetYesevi yetiştirdiği dervişleri bu düşüncelerini inancını yayması için görevlendirip yakın coğrafyalara gönderdiği biliniyor. Anadolu’ya gelen dervişlerin ve bacıların bu kulvarla ve bu anlayışla 9. 10. yüzyıldan itibaren çeşitli tarihlerde gelip dergahlarını açıp 4 kıtaya 18 bin aleme seslendiklerine inanılır.
O yıllardaTürkistan’da vuku bulan iklim değişikliği nedeni ile bu şartlar Türkmenlerin bu göçüne ivme de kazandırır. Anadolu’da o yıllarda yani 9. 10. ve 11. yüzyıllarda DoğuRoma İmparatorluğu vardır. Buraya; “Diyarı Rum” denmesi bundandır.
İşte 9., 10. ve 11. yüzyıldaTürkistan’dan Anadolu’ya gelip Anadolu’yu irşât eden dervişler AhmetYesevi dergahında yetişmiş gönül erleridir. Seyidi Battal Gazi, Barak Baba gibi Anadolu Erenleri bu tarihlerde Anadolu’ya gelir. Seyidi Battal Gazi’nin Eskişehir/Seyitgazi ilçesindeki görkemli mimariye sahip dergahı tarihçilere göre; 9. yüzyılda kurulmuştur. Bunu Anadolu ve Rumeli’deki diğer dergahlar izlemiştir.

Hacı Bektaş Veli Anadolu’ya Ne Zaman Geldi? 3

HacıBektaş Veli Anadolu’ya Babai İsyanı sonrası gelmiştir. Tarih olarak ise tahminen 1240 yılları oluyor. Babai isyanı, Selçuklu İmparatorluğu’nun haksızlıklarına karşı halkın bitip tükenmeyen tepkisidir.Hacı Bektaş Veli’nin Hakka yürüme yani vefat tarihi ise; 1270-71 yıllarıdır.
Bazı kaynaklar ise; HacıBektaş Veli’nin Babai isyanı öncesi Anadolu’ya AhmetYesevi’nin elçisi, dervişi olarak geldiği hatta kardeşiMenteş’i bu olayda kaybettiğini yazar.
HacıBektaş VeliAnadolu’da, Sulucakarahöyük denilen bugünkü HacıBektaş beldesine gelir. Orada dergahının kapısını tüm dünya insanlığına açar. Bu olaylar ve HacıBektaş Veli’nin hayat hikayesi; Vilayetname adlı kitapta ve HacıBektaş VeliMenakıbramesi’nde detayları ile yazılıdır.
HacıBektaş Veli, AhmetYesevi’den aldığı feyzle HacıBektaş Dergahı’nda yaptıkları ile yaşadıkları ile ve eğitip kurallaştırdığı düşünce ve inanç dünyası ile Anadolu Alevileri’nin serçeşmesi olmuştur. O’nun sıcak, sevgi dolu dünyası ölümsüzleşmiş, ilkeleri insanlık için ışık olmuştur. Dün olduğu gibi bugünde sımsıcak insanlığın canlı dünyasında yaşamaktadır. O, Anadolu ve Dünya Alevileri’nin en büyük pirlerinden biri olmuştur.

Osmanlı Döneminde; Osmanlı-Alevi İlişkileri Kısaca 4

Osmanlı, tarihçilerin belirttiğine göre; 1299 da kurulmuştur. HacıBektaş Veli bu sıradaHakk’a yürümüştür. Osmanlı’nın kurucuları; Ertuğrul Bey, SavcıBey, Otman Bey, Şeyh Edeb Ali, Dursun Fakih gibi kişiliklerdir.
Osmanlı’nın manevi mimarları; Şeyh Edeb Ali ve daha sonra Osmanlı’da kadılık sisteminin kurusucusu olanDursun Fakih’tir. Bu iki kişilikte inanç olarak bugün Alevi, Bektaşi meşrep denecek inanç yapısında idiler. Osmanlı mantalitesine baştan bu anlayış hakimdi. Osmanlı, kuruluşta Alevi-Bektaşi meşrepli bir Türkmen topluluktu. Osmanlı coğrafi ve idari olarak büyüdükçe bu kuruluş mayasından uzaklaştı.Türkmen’in ağırlığı yerine tarihçilerin; “dönme devşirme” dediği toplumsal yapıya bıraktı.
Fatih Sultan Mehmet dönemine dek Türkmen’in yönetim erkinde ağırlığı söz konusu idi. Fatih ve İstanbul’un alınmasıTürkmen’in yerine Türkmen dışındaki toplumsal yapılardan gelen kesimlerdeki yönetici kesimi görülmeye başlandı.
Osmanlı’nın Türkmenler ile arasına mesafe koyması Alevilik ile de arasına mesafe koyması sonucunu getirdi. Baştan adetaAlevi meşrepli olan Osmanlı, süreç içinde giderek Alevi karşıtlığına bile dönüştü. Bu konuda Osmanlı’da bitip tükenmeyen Celali karşıtlığının sebebi budur.
Osmanlı Aleviilişkilerinde Celali Ayaklanmaları dışında iki büyük toplumsal kırılma yaşanmıştır. Bunlardan birisi; Yavuz Sultan Selim, İsmail çatışması ile başlayan Çaldıran’da Safevilerin yenilgisi ile sonuçlanan yenilgidir.Bu yenilgi iki Türk devletinin savaşıdır. Faturayı Türkmenler ödemiştir. Resmi kayıtlara göre; Çaldıran Savaşı öncesiYavuz Sultan Selim Anadolu’da Şah İsmail’in olası potansiyel desteğini bertaraf etmek için 40 bin AleviTürkmeni Kuyucu MuratPaşa marifeti ile katledip kuyulara doldurmuştur.
Tarihçiler, bu olaylarda katledilen Türkmensayısının 100 bini aştığını yazar. Bu olaydan bugüne 500 yıl geçmesine karşın bu olay Türkmen Alevilerde tanımı olanaksız tahrip yaratmıştır.
İkinci kırılma ise; 2. Mahmut Dönemi’nde Osmanlı yönetiminin Yeniçeri Ocağı’nı kaldırmak için yaptığı katliamdır. Bu olayda da yaklaşık 10 bini aşkın yeniçeri ve Alevi Bektaşi insan katledilmiştir.Yüzlerce AleviBektaşi dergahı içlerindeki eşyalarla ve binalar ile tahrip edilmiştir. Bu olay nedeni ile 1876’dan bugüne Bektaşi dergahları hala belini düzeltememiştir.

........ 5

Örnek Cevap Metni 5…

......... 6

Örnek Cevap Metni 5…

........ 7

Örnek Cevap Metni 5…